Demokrat Çaycuma Gazetesi kurulduğunda ben daha 7 yaşındaydım.
Ortaokul zamanımda yaz tatillerinde matbaada çalışmaya başlamıştım.
O günlerde elimde tuttuğum gazetenin, yıllar sonra hayatımın en önemli parçası olacağını elbette bilmiyordum.
Bugün geriye dönüp baktığımda, aslında çocukluğumun, gençliğimin ve yetişkinliğimin önemli bir bölümünün bu gazetenin sayfaları arasında geçtiğini görüyorum.
İlkokul, ortaokul ve lise yıllarımda gücüm yettiğince gazeteye destek olmaya çalıştım. Bazen bir işin ucundan tuttum, bazen matbaanın içinde koşturdum, bazen de sadece babam Sami Dinç’in yanında bulunarak bu mesleği izledim.
Ama matbaacılığın ve gazeteciliğin o yıllardaki zorluklarını yaşamayanlar, bugün o günleri anlatırken belki de ne kadar büyük bir mücadeleden söz ettiğimizi tam olarak anlayamaz.
O yıllarda bugünkü teknolojiler yoktu.
Gazete, hurufat tekniğiyle hazırlanıyor, her sayfanın ortaya çıkması büyük bir emek ve sabır gerektiriyordu. Bir gazetenin hazırlanması, bugünkü gibi bilgisayar başında birkaç saat içerisinde tamamlanan bir iş değildi.
Gecesi vardı, gündüzü vardı.
Mürekkebi vardı, kâğıdı vardı.
Matbaası vardı, baskısı vardı.
Ve en önemlisi, bütün bunların arkasında büyük bir emek vardı.
Üstelik o yıllarda bugün olduğu gibi Basın İlan Kurumu ilanları da yoktu.
Yani gazetenin ayakta kalabilmesi için her abone, her satış çok daha büyük bir anlam taşıyordu.
Bir abone demek, gazetenin devam edebilmesi için bir nefes demekti.
Babam ve çalışma arkadaşları, bütün bu zorluklara rağmen gazeteyi yaşatmaya çalıştılar.
Rahmetli Hasan ağabeyin de bu gazetenin ayakta kalmasında çok büyük emeği oldu.
Belki çok para kazanmadılar.
Belki verdikleri emeğin karşılığını hiçbir zaman tam olarak alamadılar.
Ama onların gözünde bu gazete sadece bir iş değildi.
Çünkü bazı şeylerin değeri kazandırdığı parayla ölçülmez.
Bir mesleği yaşatmak…
Bir gazeteyi ayakta tutmak…
Çaycuma’nın geçmişine tanıklık etmek…
Ve gelecek kuşaklara bir iz bırakmak…
Bunların hiçbirinin maddi karşılığı yoktur.
Babam ve rahmetli Hasan ağabey, bütün imkânsızlıklara rağmen bu gazeteyi benim yetişebileceğim güne kadar yaşattılar.
Ben de lise eğitimimden sonra 1997 yılından itibaren artık bu yükün altına daha fazla girmeye başladım.
O günden bugüne dile kolay…
Yıllar geçti.
Nice geceler matbaada sabahladık.
Nice baskılar yetiştirdik.
Nice sıkıntılar yaşadık.
Bazen ekonomik olarak zorlandık, bazen teknik imkânsızlıklarla mücadele ettik, bazen “Acaba devam edebilecek miyiz?” diye düşündüğümüz günler oldu.
Ama her defasında bir şekilde yeniden ayağa kalktık.
Çünkü arkamda babamın ve Hasan ağabeyin emeği vardı. Ailemin fedakârlığı vardı.
Ve en önemlisi, Çaycuma’nın bize sahip çıkan insanlarının desteği vardı.
Bugün geldiğim noktada, bu gazetenin sadece bir çalışanı ya da yöneticisi olduğumu düşünmüyorum.
Ben kendimi, babamdan ve Hasan ağabeyden bana kalan bir emaneti taşıyan kişi olarak görüyorum.
1997’den bu yana bu gazetenin her yükünü omuzladım.
Sayfasını yaptım, baskısını takip ettim, dağıtımını yaptım, haberini hazırladım, geçemi gündüzüne kattım.
Bazen gazeteci oldum, bazen matbaacı…
Bazen dağıtımcı oldum, bazen muhasebeci…
Kısacası bu gazetenin ihtiyaç duyduğu ne varsa yapmaya çalıştım.
Bugün dönüp baktığımda ise içimde büyük bir şükür var.
Çünkü bu meslek sayesinde yıllarımı geçirdim.
Bu meslek sayesinde emekli oldum.
Ama emekli olduktan sonra da gazeteyi bırakmadım.
Çünkü insan bazı işlerden emekli olabilir ama bazı sevdalardan emekli olamaz.
Demokrat Çaycuma Gazetesi de benim için böyle bir sevda.
Çocukluğumdan bugüne kadar hayatımın içinde olan bir gazete…
Ve benim ömrümün büyük bir bölümü…
Şimdi gazetenin 40. yayın yılına giriyoruz.
Dile kolay… 40 yıl.
Bir gazete için 40 yıl, yalnızca takvim yapraklarının ilerlemesi değildir.
40 yıl; binlerce haber, yüzlerce manşet, sayısız baskı gecesi, nice sevinçler, nice acılar ve Çaycuma’nın hafızasına bırakılmış binlerce sayfa demektir.
Bu nedenle bugün gazetemizin 40. yılına girerken yalnızca “40 yıl oldu” demiyorum.
İçimden şunu söylüyorum:
İyi ki babam bu mesleği seçmiş.
İyi ki bu gazete kurulmuş.
İyi ki biz bu emanete sahip çıkmışız.
Ve iyi ki bütün zorluklara rağmen bu gazete bugün hâlâ Çaycuma’nın sesi olmaya devam ediyor.
Bu gazete yalnızca benim değil.
Bu gazete, babamın emeği…
Rahmetli Hasan ağabeyin hatırası…
Ailemin fedakârlığı…
Çalışma arkadaşlarımızın alın teri…
Ve yıllardır gazetemizi okuyarak, abone olarak, ilan vererek, destek olarak yaşatan Çaycumalıların ortak emeğidir.
Bugün bir kez daha şükrediyorum.
40 yıldır buradayız.
Ve elimizden geldiğince, bu emaneti gelecek nesillere taşımaya devam edeceğiz.
Çünkü bazı gazeteler yalnızca haber yazmaz.
Bazı gazeteler bir şehrin hafızasını taşır.
Demokrat Çaycuma Gazetesi de 40 yıldır Çaycuma’nın hafızasını taşıyor.







